<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>ÖYKÜMÖYKÜ </title>
        <description>Türkçe öyküler, öykü üstüne eleştiriler, eserler, Oyhan Hasan BILDIRKİ'den örnekler. Türkiye'nin en çok ziyaret edilen portalı.
</description>
        <link>http://hasanbildirki.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sat, 07 Nov 2009 22:27:35 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>SON DÜŞ * Oyhan Hasan BILDIRKİ</title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/son-dus-oyhan-hasan-bildirki_21455581.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/son-dus-oyhan-hasan-bildirki_21455581.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://oyhanhbildirki.start4all.com/files/2008/08/uygurlar.jpg&quot; title=&quot;Uygur T&amp;uuml;rkleri, &amp;Ccedil;in&amp;rsquo;de esir.&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://oyhanhbildirki.start4all.com/files/2008/08/uygurlar.thumbnail.jpg&quot; alt=&quot;Uygur T&amp;uuml;rkleri, &amp;Ccedil;in&amp;rsquo;de esir.&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İkinci katın terasında demleniyorlardı.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;Ouml;ğle vakti, hava tutuşmuş, yanıyor.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Sanki bu yangın yetmiyormuş gibi terasa &amp;ouml;nceden d&amp;uuml;şm&amp;uuml;ş g&amp;ouml;lge gide gide kısalıyordu. Biraz sonra terasın zevki ka&amp;ccedil;acak.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Aşağıda masmavi deniz&amp;hellip;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ufukta nokta nokta gemiler.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İlkin şakaklarına d&amp;uuml;şen akları, sa&amp;ccedil;larının &amp;ouml;teki taraflarında da kınalanmaya başlayan, uzun boylu, iri yapılı, esmer tenli, y&amp;uuml;z&amp;uuml;ndeki derin &amp;ccedil;izgileri ilk bakışta sezilen Nazım, sessizdi. Oysa arkadaşını dertleşmek i&amp;ccedil;in kendisi &amp;ccedil;ağırmıştı. Şimdi sessizdi. Belki de i&amp;ccedil;ini d&amp;ouml;kebilmiş olmanın rahatlığını yaşıyordu. &amp;Ccedil;ılgın fırtınalar dinmiş, yerini mavi ufuklara bırakmıştı. Onun başını ağrıtan, yıllardır kanayan y&amp;uuml;reğini sızlatan dertleri, arkadaşına ge&amp;ccedil;mişti. Bu y&amp;uuml;zden olmalı Suat, ara sıra ellerini birbirine kenetliyor, &amp;ldquo;ah&amp;rdquo;lar, &amp;ldquo;oflar&amp;rdquo; &amp;ccedil;ekiyordu.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Suat, Nazım&amp;rsquo;ı dinledik&amp;ccedil;e, arkadaşının hayatının da yer yer kendisininkine benzediğini keşfetti. Nazım anlattık&amp;ccedil;a ge&amp;ccedil;miş g&amp;uuml;nlerinin ağırlığını yeniden yaşar gibi oldu. Sevinse de daha &amp;ccedil;ok h&amp;uuml;z&amp;uuml;nlendi. G&amp;ouml;zkapaklarına nice karanlıkta kalmış resimler &amp;ccedil;&amp;ouml;kt&amp;uuml;. Hayatının kışları ve yazlarını, ilkbahar ile sonbaharlarını atlayıp sıralı sırasız tekrar yaşadı. D&amp;ouml;nd&amp;uuml;, Nazım&amp;rsquo;a baktı.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Nazım&amp;rsquo;ın g&amp;ouml;zlerin.. ( &lt;a href=&quot;http://hasanbildirki.blogcu.com/son-dus-oyhan-hasan-bildirki_21455581.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 08 Aug 2008 12:30:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ENDİŞE * Oyhan Hasan BILDIRKİ</title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/endise-oyhan-hasan-bildirki_20216521.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/endise-oyhan-hasan-bildirki_20216521.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; G&amp;uuml;nd&amp;uuml;z&amp;uuml;n, nedense &amp;ldquo;endişe&amp;rdquo; kelimesine takılmış, ona, kendimce &amp;ccedil;eşitli manalar y&amp;uuml;klemiştim. S&amp;ouml;ylenişi g&amp;uuml;zel olan bu s&amp;ouml;z, ansızın y&amp;uuml;reğime bir mıh gibi &amp;ccedil;akıldı. Rahatım, huzurum ka&amp;ccedil;tı.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Uzun, ince bir yol. Solunda, tek taraflı bir beton kaldırım var. &amp;Uuml;&amp;ccedil; beş ağacın g&amp;ouml;lgesi yola d&amp;uuml;şm&amp;uuml;ş. Aceleci ayak sesleri kaldırımı d&amp;ouml;v&amp;uuml;yor. Kuşluk vakti. Yolda katranımsı, toza toprağa bulanmış b&amp;uuml;y&amp;uuml;k lekecikler, geniş oyuklar uzanıyor. Ta gerilerde, yolun başlangıcında, danslarıyla kaldırıma taşan kızlar, ilgi &amp;ccedil;ekici, g&amp;ouml;n&amp;uuml;l &amp;ccedil;elen fig&amp;uuml;rleriyle arsız, sırnaşık, utanmasız yarışıyorlar. &amp;Ccedil;algıcısı g&amp;ouml;r&amp;uuml;nmeyen zil ve tef sesleri duyuluyor.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; G&amp;ouml;nl&amp;uuml;mde bir gariplik var, h&amp;uuml;z&amp;uuml;nl&amp;uuml;y&amp;uuml;m. Ama&amp;ccedil;sız kederler i&amp;ccedil;indeyim. Sıkıntılarım, sarmaşıklar gibi boy atmış, incelmiş, tel tel olmuş, s&amp;uuml;rg&amp;uuml;ne durmuş. Sanki bir yerlerim kırılıp kopacak, y&amp;uuml;reğime kan damlayacak. Buna rağmen sessiz, sakin ve her şeyi kabule razı bir haldeyim.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Zaman ilerliyor, yol, y&amp;uuml;r&amp;uuml;mekle t&amp;uuml;kenmiyor.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kızıl, kahve, eflatun sa&amp;ccedil;lar. Kalkan, inen, d&amp;ouml;nen, kıvrılıp, oynayan kollar. Artan zil ve tef sesleri. Ortalığa, bir bozkır &amp;ouml;ğlesinin kızıl sıcaklığı &amp;ccedil;&amp;ouml;km&amp;uuml;ş. Susamışım. Y&amp;uuml;reğimdeki yangının alevi, dudaklarıma oturmuş. &amp;Ccedil;eşmelere yanaşsam, kurutacağım. Hoş, yol boyu, ne bir &amp;ccedil;eşme, ne bir sebil g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;yor. Serinlemek, hafiflemek, sırtımdaki saydam y&amp;uuml;k&amp;uuml; kaldırıp atmak ne m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n!&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yol, y&amp;uuml;r&amp;uuml;mekle t&amp;uuml;kenmiyor. Sıkıntılarım kınnaplaşmış, uzadık&amp;ccedil;a uzuyor.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Dostlara sığınmak istedim. Ta.. ( &lt;a href=&quot;http://hasanbildirki.blogcu.com/endise-oyhan-hasan-bildirki_20216521.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 19 Jul 2008 11:00:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ÇEKİRGELER * Oyhan Hasan BILDIRKİ</title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/cekirgeler-oyhan-hasan-bildirki_20096711.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/cekirgeler-oyhan-hasan-bildirki_20096711.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;img width=&quot;320&quot; src=&quot;http://photos.bravenet.com/578/573/245/C1FBF49E37.jpg&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;strong&gt;I.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Atmışlı yıllardan sonra, tek t&amp;uuml;k de olsa, sokaklarımızda veya caddelerimizde onlara rastlamaya başladık. Heybetli g&amp;ouml;r&amp;uuml;nmelerine rağmen, hem utanga&amp;ccedil;, hem sıkılgandılar. Bu y&amp;uuml;zden olmalı, sanki ışıktan, ulu orta meydanlardan ka&amp;ccedil;ar gibiydiler. Yeni elbiselerinin &amp;uuml;zerinde, iğreti duran şapkaları, boyunlarında da, bıraksan ka&amp;ccedil;ıverecek gibi olan kravatları, papyonları vardı. Tıraş olmayı sevdiklerinden midir nedir, y&amp;uuml;zleri ayna gibi parlıyordu. Yalnız bu aynada palabıyıklar, birer leke gibi duruyordu.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Doğudan gelen trenlerden birer birer indiler. &amp;Ccedil;ok ge&amp;ccedil;medi, her yanı, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n sokakları, g&amp;uuml;zelim caddeleri, ulu orta meydanları doldurdular. Fakat onca &amp;ccedil;okluklarına karşılık, yine &amp;uuml;rkektiler, &amp;ccedil;ekingendiler. Kızlarımızın davetlerini, geri &amp;ccedil;eviriyorlar, erkeklerimizle bile arkadaşlık kuramıyorlardı.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Son yıllara kadar, yalanım yok, g&amp;uuml;ld&amp;uuml;klerini, neşeli olduklarını g&amp;ouml;rmedim. &amp;Uuml;stelik fazla konuşkan da değiller. Tezg&amp;acirc;h başında olsun, cadde kenarında olsun, daima suratlarını asarlar, arada bir; &quot;Oh! Of!&quot; diyerek, bağırlarını d&amp;ouml;verler.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ben, Albert Klaus... Nedense bu adamları sevemedim. Komşularımız da &amp;ouml;yle. Onlar gelmeden &amp;ouml;nce her şeyimiz apa&amp;ccedil;ıktı. Gizlimiz kapaklımız yoktu. Ama onlar gelince, işler karıştı. Hep birlikte gizlenme, saklanma, huylarımızı değiştirme ihtiyacını duyar olduk. Onlarla bizim aramızda saydam, ses ge&amp;ccedil;irmez, sevgiye fırsat vermez, soğuk, sağır bir duvar uzadık&amp;ccedil;a, uzadı.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ben, Albert Klaus... bu adamları, de.. ( &lt;a href=&quot;http://hasanbildirki.blogcu.com/cekirgeler-oyhan-hasan-bildirki_20096711.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 16 Jul 2008 20:13:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>BİR GECENİN SONUNDA</title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/bir-gecenin-sonunda_12226111.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/bir-gecenin-sonunda_12226111.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;a href=&quot;http://www.blogcu.com/photos/21592927@N06/2166097153/&quot; title=&quot;Kale&quot;&gt;&lt;img width=&quot;240&quot; src=&quot;http://farm3.static.flickr.com/2101/2166097153_2dbcf49e75_m.jpg&quot; alt=&quot;Her duyduğu ses, y&amp;uuml;reğini hoplatır oldu.&quot; height=&quot;180&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; G&amp;uuml;n, daha hen&amp;uuml;z ışımamıştı. Buğulu camın gerisinden Polatlı&amp;rsquo;nın karanlığı delen ışıkları, kıpış kıpış, fakat belirsizce g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;yordu. Sabahın g&amp;uuml;zelim sessizliğini doya doya koklamak, tanyerinde s&amp;uuml;r&amp;uuml;p giden renk d&amp;ouml;v&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml; kana kana g&amp;ouml;rebilmek&amp;hellip; Korkusuz olmak. Ne kadar g&amp;uuml;zelmiş değil mi?&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ya, korku dolu g&amp;uuml;nler?&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Orta yaşlı adam, alnında biriken terleri, elinin ayasıyla kuruladı. Tel&amp;acirc;şla ceplerini yokladı. İ&amp;ccedil; cebindeki yarı ıslanmış sigara paketini buldu. Tuttu, bir sigara yaktı. Yanındaki inzibat erine baktı. Yarı uykudaydı.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; - Hışt, hemşerim! dedi. Yakar mısın?&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İnzibat eri, elleriyle g&amp;ouml;zlerini ovuşturdu. Kendisine uzatılan sigarayı aldı, yaktı. Duman kokusu, ortalığı sardı. Esneyip uyananlar oldu. Aksırıklar, &amp;ouml;ks&amp;uuml;r&amp;uuml;kler, &amp;ccedil;oğalan seslere karıştı.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Orta yaşlı adam, sigarasını s&amp;ouml;nd&amp;.. ( &lt;a href=&quot;http://hasanbildirki.blogcu.com/bir-gecenin-sonunda_12226111.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 30 Mar 2008 07:40:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>OYHAN HASAN BILDIRKİ ve EDEBÎ SANATI</title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/oyhan-hasan-bildirki-ve-edeb-sanati_10932271.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/oyhan-hasan-bildirki-ve-edeb-sanati_10932271.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;1-1A. Eleştirmenlere G&amp;ouml;re Bıldırki&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;ldquo;Elimize &amp;lsquo;Talebe Cemiyeti&amp;rsquo; gibi bir imk&amp;acirc;n ge&amp;ccedil;ince, 1969&amp;rsquo;da &amp;ldquo;BURSA&amp;rsquo;DA ZAMAN&amp;rdquo; adını verdiğimiz bir dergi &amp;ccedil;ıkardık. Aylık, altı sayı neşredebildik, barutumuz o kadardı. Şu anda elimin altında, ilk eserleri bu mecmuada &amp;ccedil;ıkmış olan biri hik&amp;acirc;yeci ve biri şair iki dostumun eserleri duruyor. &amp;ldquo;Hoş Geldin Huzur&amp;rdquo; Nadir &amp;Uuml;lker&amp;rsquo;in hik&amp;acirc;yeleri; &amp;ldquo;G&amp;uuml;zelleme&amp;rdquo; Ali Akmanlar&amp;rsquo;ın şiirleri. Kadromuzdan, hik&amp;acirc;yeci-m&amp;uuml;nekkid Oyhan Hasan Bıldırki de daha &amp;ouml;nceleri &amp;ldquo;Ko&amp;ccedil;aklar&amp;rdquo;ı neşrettiğine g&amp;ouml;re, o g&amp;uuml;nk&amp;uuml; &amp;ccedil;evremizden &amp;uuml;&amp;ccedil; sanatk&amp;acirc;r bug&amp;uuml;n sanat d&amp;uuml;nyamızda yerlerini almışlardır.&amp;rdquo; (&lt;a name=&quot;_ednref1&quot; href=&quot;http://www.azeriblog.com/user/blog/edit/node/28744/key/#_edn1&quot;&gt;[i]&lt;/a&gt;)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;ldquo;Oyhan Hasan Bıldırki&amp;rsquo;nin &lt;strong&gt;Sensiz S.. ( &lt;a href=&quot;http://hasanbildirki.blogcu.com/oyhan-hasan-bildirki-ve-edeb-sanati_10932271.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 14 Mar 2008 15:58:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>RÜYÂMDIN, GERÇEĞİM OLDUN * Öykü * Oyhan Hasan BILDIRKİ</title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/ruyamdin-gercegim-oldun-oyku-oyhan-hasan-bildirki_10317491.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/ruyamdin-gercegim-oldun-oyku-oyhan-hasan-bildirki_10317491.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img src=&quot;http://files.myopera.com/Oyhan/albums/213993/Yakamozlarla.jpg&quot; /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;ldquo;Kırmızı şal takmam gerekli mi?&amp;rdquo;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;ldquo;Hayır. Otob&amp;uuml;s&amp;uuml; biliyorum. Seni tanırım.&amp;rdquo; &lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kulaklarımda bu s&amp;ouml;zler &amp;ccedil;ın &amp;ccedil;ın! Garajdayım. Bu defa vaktinden &amp;ccedil;ok &amp;ouml;nce geldim. &amp;ldquo;Endişeler i&amp;ccedil;inde kıvranmaktansa, orada olmalıyım.&amp;rdquo; d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncesine kaptırmışım yakamı. Kalbimin atışlarını dinlemeye &amp;ccedil;alışsam da, duyamıyorum. G&amp;uuml;nl&amp;uuml;k g&amp;uuml;neşlik bir hava; pırıl pırıl&amp;hellip; Gelecek g&amp;uuml;nlerimizin işareti sanki.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bir aşağı, bir yukarı geziniyorum. Fikrimce otob&amp;uuml;s&amp;uuml;n duracağı yeri kestiriyorum. Bu noktaya gelecek, ben de şurada durmalıyım diye d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kalbimde hi&amp;ccedil;bir heyecan yok. Geleceğini biliyorum.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ama zaman bir t&amp;uuml;rl&amp;uuml; ge&amp;ccedil;mek bilmiyor. Sana ayarlı saatim, en ağır işleyen y&amp;uuml;k trenleri gibi ilerliyor. Ya da ben dakikalara fırsat vermiyorum. Hen&amp;uuml;z biri bitmeden, hemen saatime bakıyorum. &amp;ldquo;&amp;Ouml;f!&amp;rdquo; yine aynı yerde, yine aynı dakikada. &lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Sen, otob&amp;uuml;stesin şimdi. Bana geliyorsun. G&amp;ouml;zlerin a&amp;ccedil;ık, kim bilir hay&amp;acirc;lindeki ka&amp;ccedil;ıncı resme bakıyorsun? Belki de bildik g&amp;ouml;zlerime dalmış, g&amp;uuml;neşin verdiği huzur i&amp;ccedil;inde, &amp;ldquo;g&amp;uuml;neş&amp;rdquo;i.. ( &lt;a href=&quot;http://hasanbildirki.blogcu.com/ruyamdin-gercegim-oldun-oyku-oyhan-hasan-bildirki_10317491.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 06 Mar 2008 21:43:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>OYHAN HASAN BILDIRKI: ÇANAKKALE DESTAN DESTAN</title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/oyhan-hasan-bildirki-canakkale-destan-destan_5901801.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/oyhan-hasan-bildirki-canakkale-destan-destan_5901801.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;img src=&quot;http://files.myopera.com/Oyhan/albums/25815/on%20kapak1.jpg&quot; /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;ldquo;&amp;Ccedil;anakkale Destan Destan&amp;rdquo;,&amp;nbsp; &lt;i&gt;&amp;ldquo;&amp;Ouml;m&amp;uuml;rlerinin on beşinci baharında &amp;Ccedil;anakkale&amp;rsquo;de toprağa d&amp;uuml;ş&amp;uuml;p, T&amp;uuml;rkiye&amp;rsquo;yi vatan yapanlara&amp;hellip;&amp;rdquo;&lt;/i&gt; adanmış bir kitap. Kitabın yazarı Oyhan Hasan BILDIRKİ, kitabın basılmasını sağlayan se&amp;ccedil;kin insanı da unutmuyor ve 3. sayfaya şu notu d&amp;uuml;ş&amp;uuml;yor: &lt;i&gt;&amp;ldquo;Aydın olma bilincini y&amp;uuml;reğinde taşıyan, &amp;ldquo;aydınlatma&amp;rdquo; amacıyla yola d&amp;uuml;şen, aydınlattık&amp;ccedil;a aydınlaşmanın &amp;ouml;rneklerini veren Aydınlı ender se&amp;ccedil;kinimiz, &amp;Ccedil;anakkale sevdalısı&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;i&gt;M. Kemal YILMAZ'a teşekk&amp;uuml;rlerimle.&amp;rdquo; &lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu ayrıntı, &amp;ouml;nemli. &lt;i&gt;&amp;ldquo;Değer bilenin, değerlendirilmesi.&amp;rdquo;&lt;/i&gt; Bir&amp;ccedil;ok kişi ya da kurumlarca dikkate alınması gereken bir tutum. S&amp;ouml;z&amp;uuml;n &amp;ouml;z&amp;uuml;, bir kitabın hik&amp;acirc;yesi. Ekler[</description>
            <pubDate>Mon, 14 Jan 2008 01:21:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>BABAM</title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/babam_4865354.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/babam_4865354.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Babam, &amp;ccedil;elimsiz yapısına rağmen, b&amp;uuml;y&amp;uuml;k hayallerin adamıydı. O, boyundan b&amp;uuml;y&amp;uuml;k olan bu hayallerini severdi. Onları zaman zaman bize anlatır, yeri gelince ger&amp;ccedil;ekleştirmemizi tembihlerdi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;G&amp;uuml;l&amp;uuml;p ge&amp;ccedil;erdik.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sarı benzi kızarır, alnında &amp;ouml;fke bulutları dolaşırdı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- G&amp;uuml;l&amp;uuml;n! derdi, zaten başkalarının da yaptığı ne, g&amp;uuml;lmekten başka? G&amp;uuml;ld&amp;uuml;k&amp;ccedil;e, &amp;ouml;ld&amp;uuml;k! Fakat şunu bir t&amp;uuml;rl&amp;uuml; anlayamadık: G&amp;uuml;l&amp;uuml;p ge&amp;ccedil;mek, bizim zavallılığımızdır! Boşluğumuzdur! Mantık yapımızda a&amp;ccedil;ılan bir b&amp;uuml;y&amp;uuml;k gediktir. Yook, gedik değil! Sanki yol ge&amp;ccedil;en hanı&amp;hellip; D&amp;uuml;şman, bu gedikten girdik&amp;ccedil;e, canımızda, kanımızda, yerimizde, yurdumuzda hora tepmiş, kimin umurunda?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;G&amp;uuml;neş y&amp;uuml;kselir, ortalık alev alev yanardı. Oturduğumuz &amp;ccedil;ardakta bir dal bile kıpırdamazdı. Ağa&amp;ccedil;ların yaprakları kavrulur, altlarında g&amp;ouml;lgelenen sığırlar, vınlayan sinekleri duyduk&amp;ccedil;a huylanırlardı. Danalar, &amp;ouml;n ayaklarından birini kaldırır, boynuzlarını yere &amp;ccedil;evirir, derin derin solurla.. ( &lt;a href=&quot;http://hasanbildirki.blogcu.com/babam_4865354.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 25 Dec 2007 06:37:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>KAPLAN AVI</title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/kaplan-avi_4383502.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/kaplan-avi_4383502.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;img width=&quot;665&quot; src=&quot;http://img247.imageshack.us/img247/1490/hayvan20masaustu20resim2013sz7.jpg&quot; height=&quot;418&quot; /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;G&amp;ouml;kte birka&amp;ccedil; yıldız oynuyor... Ve serince bir r&amp;uuml;zg&amp;acirc;r esiyor hafiften hafiften. Mehmet Ağa, kuru bir dere i&amp;ccedil;erisinde y&amp;uuml;r&amp;uuml;yor. &amp;Uuml;stelik korku nedir bilmediği, her halinden belli oluyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Alışkındı o, geceleri avlanmaya. O &amp;ccedil;ok tehlikeler ge&amp;ccedil;irmişti eskiden, fakat şimdi tam bir avcı idi. Her kımıldayıştan, oynayıştan birer mana &amp;ccedil;ıkarırdı. Dal u&amp;ccedil;larında r&amp;uuml;zg&amp;acirc;r eğleşen ağa&amp;ccedil;ların dilinden de anlardı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Bir torba ve mavzer vardı omuzunda. Y&amp;uuml;r&amp;uuml;yordu. Tabakasından &amp;ccedil;ıkardığı t&amp;uuml;t&amp;uuml;n&amp;uuml; de, sarıp sarmaladıktan sonra b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir iştahla &amp;ccedil;ekiyordu. Bir ah &amp;ccedil;ekti. &amp;ldquo;İşte geldik&amp;rdquo; dedi, &amp;ldquo;bizim mekana&amp;rdquo;. Torbasını indirdi. İ&amp;ccedil;erisinden iki pilliyi ve k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k bir torba i&amp;ccedil;erisinde zehir tableti dediği kurşunlarını, hemen akabinde sap kısmı sivri, yılan dili ismiyle bilinen otuz kadar bı&amp;ccedil;ağını &amp;ccedil;ıkardı. &amp;ldquo;Elimi &amp;ccedil;abuk tutmalıyım!&amp;rdquo; dedi ve işe başladı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Yanındaki kayanın altındaydı mel&amp;rsquo;unun yuvası... İnin tam karşısında, kuru bir ağa&amp;ccedil; vardı. Mehmet Ağa, bı&amp;ccedil;aklarının.. ( &lt;a href=&quot;http://hasanbildirki.blogcu.com/kaplan-avi_4383502.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 17 Oct 2007 07:23:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>GÖKLER HEP MAVİ DEĞİL</title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/gokler-hep-mavi-degil_3945050.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/gokler-hep-mavi-degil_3945050.html</guid> 
            <description>
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;A href=&quot;http://photoamp.com/i.php?img=07/08/19/qFFVre.jpg&quot;&gt;&lt;IMG alt=&quot;Free image hosting by www.photoamp.com&quot; src=&quot;http://img.photoamp.com/pa/thumbs/07/08/19/qFFVre.jpg&quot;&gt;&lt;/A&gt; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Mevsimlerden sonbahardı. Eylül yaprakları düşüyordu dallardan&amp;#8230; Çiçekler daha bir alımlıydı ve gökyüzü her zaman mavi değildi.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Eylül&amp;#8217;de başka bir tat, yüreğimde başka bir burukluk vardı. Eylül yağmurlarına ne kaldı? Geldi gelecek ve geçip gidecek! Öyledir gerçekten, gelen kalır biraz, sonra da ama acı, ama tatlı, yığınla anılar bırakır geride. Anılarla yanmamak elimizde midir?&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Mevsimlerden sonbahardı onu tanıdığımda. Bir alımlı, bir çalımlıydı görmeli. Bir şeyler yapmak, ona yaklaşabilmek duygusu talan ederdi beni. Seviyordum onu. Bu, ateşle oynamaktı biraz ama insan hayâl ve ümitle yaşar.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Günlerdir, gelip gittikçe onu görür, bir hoş olurum. Bilmem bu sır yaradılışımızda mı gizlidir? Oysa bizim orda ihtiyarlar:&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;</description>
            <pubDate>Sun, 19 Aug 2007 18:36:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>GÜNLERİ ÖLDÜRMEK</title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/gunleri-oldurmek_3802391.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/gunleri-oldurmek_3802391.html</guid> 
            <description>
&lt;P&gt;
&lt;P&gt;&lt;IMG alt=&quot;Bafa'da kaleler&quot; src=&quot;http://files.myopera.com/Oyhan/albums/70483/thumbs/oyhanhasan_BafaGolundeKaleler.jpg_thumb.jpg&quot;&gt; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kağıtları yaptırınca sevindim. Sevinecek ne var bunda, diyeceksiniz. Belki haklısınız&amp;#8230; Ama ben, yine de sevindiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Bir kasaba okulunda görevliyim. Dönem sonu olduğundan okullar tatile girdi. Hemen tatil başlangıcında, annemin şikâyetleri artınca, daha üç beş gün öncesine kadar sevimli gürültülerin dinmek bilmediği okul bahçesine girdim. Yanlış mı geldim diye irkildim. O gürültüler bitmiş, bahçede in cin top oynuyordu.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ardına kadar açık olan bina kapısından içeriye daldım. Ne idareciler, ne kâtipler var. Koydunsa, ara ki bulasın. Derinlemesine uzanan koridorun bitiminde, bir sandalyeye ters oturan emektâr Şakir Efendi&amp;#8217;yi gördüm. Yanında gençten birisi vardı. Kördüğüm haline getirilmiş ipin uçlarını gencin eline tutuşturdu.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; - Asıl bakalım! dedi.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Genç, ipin iki ucunu kuvvetle sağa sola çekti. Kördüğüm olmuş ip çözülüverdi.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; - Hayret! dedi genç. Nasıl oluyor da hiçbir yerinden düğümlenmiyor?&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yanlarına yaklaştığımı sezen Şakir Efendi, hiç istifini bozmadı. Gevrek gevrek gülümseyerek, ağzındaki tek altın dişini gösterdi.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; - Hocam bilir.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yapılan işin büyüsüne kapılan genç sordu:&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; - Öyle mi?&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; - Öyle, öyle! diyerek soruyu geçiştirdim.&amp;nbsp;&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Şakir Efendi&amp;#8217;ye döndüm.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; - Kimse yok mu?&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; - Biraz evvel çıktılar. Çarşıda görmedin mi, hocam?&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; O gün, yelkenleri fora edi.. ( &lt;a href=&quot;http://hasanbildirki.blogcu.com/gunleri-oldurmek_3802391.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 05 Aug 2007 21:30:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>FIRSATIN UCU</title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/firsatin-ucu_3773393.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/firsatin-ucu_3773393.html</guid> 
            <description>
&lt;P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İçimde bir sıkıntı. Aklımda türlü düşünceler. Kararsızım. Elimdeki tüfek, öldürmekten başka ne işe yarar? Öldürmek, fakat kimi? Başımızdakilere göre, karşıda yer alan, bize &amp;#8220;düşman&amp;#8221; olanları, gözümüzü kırpmadan öldürmek gerekiyormuş.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Tüfeğimi doldurdum, sipere yerleştim. Güneşin doğmasını, etrafı aydınlatmasını bekliyordum. Uzun bir bekleyiş anını yaşadım. Bugün, nedense güneş, bir türlü doğmak bilmiyor. O da, bir şeyin sancısını mı çekiyor, ne? Etrafta ne bir ağaç, ne bir çiçek! Her taraf kum tepecikleriyle dolu. Her tepe, insan yutan bir tuzak, bir bomba! Tepelerin sayısınca çoğalan tehlikeler.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Daha dün cephe gerisindeydim. Savaşın çok uzağında bulunuyor, &amp;#8220;öldürmek&amp;#8221; kelimesinin büyülü, fakat insanı iliklerine kadar donduran etkisinin farkında olmadan, kendi hayatımı yaşıyordum.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;#8220;Kendi hayatım!&amp;#8221;&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İtilip kakılmalarla geçen hayatım. Elimden, bir kararname ile alınan toprağımın tapusu. Dairede uzayan, uzatılan işlerim. Anadilimi konuşmamam için zorlanışım. Bir gece, yıldızların pırıl pırıl aydınlattığı bir çöl gecesinde, apansızın basılan dostlarımın evleri. Bağırışlar, çağırışlar! Bir bilinmeze doğru götürülen dostlarım. Darağaçlarında söndürülen hayatlar. Sıkıldım.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; - Aman, dedim, bütün bunlardan bana ne?&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Belli belirsiz sesler! Kum tepeciklerini yalayan, milyonlarca zerrecikten oluşan kum bulutları, rüzgârla oynaşıyor. Bir kızılca kıyamet kopar oynaşmanın sonunda. Çöl fırtınası kalın bir perde olur, her şeyi altında örter, yutar. Adamın dili, damağı kurur. Ciğerlerine köz köz kumlar dökülür. Adam, tatlı can kaygısına düşer.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Motorlu araçlar, tanklar homurdanmaya başladı. Siperlerde kımıl kımıl i.. ( &lt;a href=&quot;http://hasanbildirki.blogcu.com/firsatin-ucu_3773393.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 06 Aug 2007 09:44:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>KİTAP YATAĞI BİR DERGİ: HAREKET</title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/kitap-yatagi-bir-dergi-hareket_3712198.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/kitap-yatagi-bir-dergi-hareket_3712198.html</guid> 
            <description>

&lt;P&gt; &lt;STRONG&gt;Yusuf Turan Günaydın&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Hareket dergisi toplam yedi dönem yayınlanmış bir dergidir. İlk dönemi Şubat 1939-Kasım 1939 arasındaki yedi sayılık atılımdır. İkinci dönemi daha kısa sürmüştür ve Aralık 1942-Mayıs 1943 arasını kapsar. Yaklaşık dört yıllık bir aradan sonra gelen üçüncü dönem Mart 1947-Haziran 1949&amp;#8217;a kadar 28 sayı sürmüştür. Hareket&amp;#8217;in en kısa dönemlerinden biri olan dördüncü dönem Aralık 1952 ile Haziran 1953 arasındaki yedi sayılık dönemdir. En uzun dönemi olan beşinci dönem ise Ocak 1966-Mart 1975 arasında çıkan 111 sayılık dönemdir. Bu dönemi sona erdiren etken şüphesiz Nurettin Topçu (1909-1974)&amp;#8217;nun ölümüdür. Dergi bu dönemden sonra yoluna Topçu olmadan devam etmiş ve iki dönem daha çıkmıştır. Topçu sonrası Hareket&amp;#8217;in altıncı dönemi Ocak-Mart 1976-Ekim-Mart 1976/77 arasında çıkan dört sayıdan ibarettir. Son dönem olan yedinci dönem ise Mart 1979-Mart 1982 arasında 25 sayı çıkmıştır. Böylece Hareket toplam 187 sayı çıkmış olmaktadır.*&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;STRONG&gt;Kitap yatağı bir dergi olarak Hareket&amp;#8217;ten hangi kitaplar çıkmıştır ve daha hangi kitaplar çıkabilir?&lt;BR&gt;&lt;/STRONG&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Dergi yayınını sürdürürken aynı adı taşıyan Hareket Yayınları da birçok kitap basmıştır. Başta Nurettin Topçu olmak üzere dergide yazan ve çevirileri yayınlanan birçok yazar ve mütercimin eserleri öncelikle Hareket dergisinin meyveleri olarak birer birer ortaya çıkmıştır.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Edebî türler içinde öyküye özel bir önem verdiğini düşündüğümüz; dergisinde kendisiyle birlikte daha birçok öykücünün yazdığı Topçu&amp;#8217;nun öykü kitabına adını veren Taşralı öyküsü önce IV. Dönem Hareket&amp;#8217;lerde üç bölüm hâlinde yayınlanmış (Aralık 1952-Şubat 1953), daha sonra aynı adlı öykü kitabına girmiştir (Kutulmuş Matb., 1. b., İstanbul 1959, 262 s.; Dergâh y., 2. b., .. ( &lt;a href=&quot;http://hasanbildirki.blogcu.com/kitap-yatagi-bir-dergi-hareket_3712198.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 26 Jul 2007 07:55:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>YAĞMURLAR BASTIRINCA</title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/yagmurlar-bastirinca_3659243.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/yagmurlar-bastirinca_3659243.html</guid> 
            <description>

&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;STRONG&gt; &lt;/STRONG&gt;&lt;IMG alt=Kosacı src=&quot;http://shutter06.pictures.aol.com/data/pictures/12/008/3F/DF/E0/44/nGWOnh-a6M+oOkzHphuUFB7T4gcKo1x10140.jpg&quot;&gt; &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Hiçbir damda, çatıda, renkli renksiz bütün binalarda bir damlacık bile olsun, güneş lekesi yok. Hava kapatmış, gökyüzünde iri, ağır, kurşunî bulutlar. Hepside hareketsiz, durgun. Dallar ölmüş mü, ne? Birbirleriyle dedikodu yapmaz olmuşlar. Her tarafta derin bir sessizlik. Kuşlar bile ötmüyor. Kanat çırpmayı bırakmışlar, saçaktan saçağa uçuşmuyorlar. Dağlarda büyük, sarı lekeler. Demek ki çimenler tükeniyor.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yalnız, ortalığı huzursuz eden bir şey var: Kulübe bozması, kerpiç duvarlı, üstü kiremit döşeli dükkâna sığmayan, yankılandıkça ortalığa dökülen, demirci örsünde çınlayan çekiç sesleri.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; - Tın-tin!&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; - Tın-tin!&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu sesler, bir türlü dinmek bilmiyor. Üstelik, araya biley taşının sesleri de karışıyor.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Rüzgâr çıktı. Dal uçlarında dedikodular başladı. Bulutlar hareketlendi. Çiftçilerde bir telaş. Elde kürek, kazma koşturuyorlar. Besbelli birazdan hava boşanacak, açılacak.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;#8220;Yaz yağmurudur gelir, geçer!&amp;#8221; derler. Doğru. Çünkü bize göre hava hoş. Ya çiftçiler? Neden böyle seğirtiyorlar? Korktukları ne ki? Tecrübe.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Batı yakasında, dağların kesişir gibi olduğu ufukta, beyaz bir sistir belirdi. Bizim oralarda bu olaya &amp;#8220;kör duman&amp;#8221; der geçerler. Beyaz, kir kaldırmaz. Kendisini hemen ele verir. Fakat bu sis, başka! Yükselip, genişleyip yayıldıkça, önüne çıkan her şeyi yutar. Lacivert dağlar, belli belirsiz bir çizgiye dönüşür, önünüzdeki ağaçlar, geniş,.. ( &lt;a href=&quot;http://hasanbildirki.blogcu.com/yagmurlar-bastirinca_3659243.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 20 Jul 2007 10:49:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ÇİÇEKLERLE BİRLİKTE</title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/ciceklerle-birlikte_3543713.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/ciceklerle-birlikte_3543713.html</guid> 
            <description>
&lt;P&gt;
&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://www.blogcu.com/galleries/oyhanhbildirki/c420WnWWR480u74eut5GGdXHM8rl78*EvVpCv4xQp5Fd3Ig=&quot;&gt;&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P dir=ltr&gt;
&lt;P&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;&lt;IMG alt=&quot;&quot; src=&quot;http://www.benimblog.com/uploads/oyhanhasan_Umut.jpg&quot;&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;&lt;A href=&quot;http://www.benimblog.com/uploads/oyhanhasan_EskiSoke.jpg&quot;&gt;&lt;/A&gt;
&lt;P class=MsoBodyTextIndent&gt;Ahsın üreğime goy göz yaşlarım.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyTextIndent&gt;Kimsenin önünde eğilmemeli.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyTextIndent&gt;Ne atam, ne anam, ne gardaşlarım&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyTextIndent&gt;Bunu bilmemeli, yoh bilmemeli!..&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyTextIndent&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; </description>
            <pubDate>Mon, 09 Jul 2007 12:21:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>BİR ŞİİRDE YOĞUNLAŞMAK: &amp;#8220;GEMLENMİŞ AL ATLARIM&amp;#8221;</title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/bir-siirde-yogunlasmak-gemlenmis-al-atlarim_2578493.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/bir-siirde-yogunlasmak-gemlenmis-al-atlarim_2578493.html</guid> 
            <description>
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;DEĞİNİ:&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;B&gt;Sıddık ELBİSTANLI&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;I&gt;&amp;nbsp;&lt;/I&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Şair, öykücü Oyhan Hasan BILDIRKİ&amp;#8217;yi isim olarak epey önceden bilirim. Dolunay, Güneysu dergilerinde yazılarımın, şiirlerimin yayınlandığı zamanlarda, 1985-90 yıllarında, onun da bir iki şiirini, öyküsünü okumuşluğum vardır. Oyhan ismi, yanılmıyorsam, bazen &amp;#8220;O.&amp;#8221; şeklinde kısaltılmış olarak verilirdi. Çoğu kişi Orhan zannedebilirdi.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Şairi daha genç biri olarak düşünür, örneğ.. ( &lt;a href=&quot;http://hasanbildirki.blogcu.com/bir-siirde-yogunlasmak-gemlenmis-al-atlarim_2578493.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 13 Apr 2007 00:41:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>&quot;MİLLİ MÜCADELEDE AYDIN CEPHELERİ&quot; KİTAP OLDU</title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/milli-mucadelede-aydin-cepheleri-kitap-oldu_2277674.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/milli-mucadelede-aydin-cepheleri-kitap-oldu_2277674.html</guid> 
            <description>
&lt;P&gt;&lt;/P&gt;
&lt;IMG height=179 src=&quot;http://img.mynet.com/ha2/aydinkitabi.jpg&quot; width=275&gt;
&amp;nbsp;
&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; AYDIN (Özel) - Aydın Valiliği ve Aydın İli ve İlçeleri Kültür ve Eğitim Derneği tarafından Milli Mücadelede Aydın Cepheleri toplam 7 kitapta toplandı. Aydın Valiliği'nde kitapların tanıtımını yapan Vali Mustafa Malay, bastırılan kitaplar sayesinde Aydın'ın büyük bir eksikliğinin giderildiğini söyledi.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Aydın Valiliği Encümen Salonunda gerçekleştirilen tanıtım toplantısına Aydın Valisi Mustafa Malay, Aydın'ın emekli Vali Yardımcısı Nurdoğan Kaya, Özel İdare Genel Sekreteri Halil İbrahim Aktemur, Koçarlı Belediye Başkanı Cengiz Şen, ilçe belediye başkan vekilleri ve Aydın İli ve İlçeleri Kültür ve Eğitim Derneği Başkanı Ünal Uyguç katıldı.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Geçtiğimiz yıl Aydın Valiliği ve Aydın İli ve İlçeleri Kültür ve Eğitim Derneği tarafından başlatılan 'Milli Mücadelede Aydın Cepheleri' panellerinin tamamlanmasının ardından bu panellerde anlatılan konular kitap haline getirilerek, basımı yapıldı. Toplam 7 kitapta toplanan bilgilerin belgelerle doğrulandığı bildirildi. İlk etapta kitaplardan biner adet bastırıldığını belirten Ünal Uyguç, talepler doğrultusunda kitapların çoğaltılacağını belirterek,&amp;nbsp;onları Aydın'ın bütün ilçe ve köylerine göndermeyi düşündüklerini söyledi.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Tanıtım toplantısında konuşan Aydın Valisi Mustafa Malay, &quot;geçmişini unutan milletlerin geleceğine yön veremeyeceğini&quot; kaydederek, yeni nesillerin tarihi eğitimi çok iyi alması gerektiğini söyledi. Aydın'da milli mücadelenin cephe cephe ele alınarak belgelerle kitap haline getirilmesinin büyük bir ihtiyacı giderdiğini ifade eden Vali Malay; &quot;Şu ana kadar milli mücadelede Aydı.. ( &lt;a href=&quot;http://hasanbildirki.blogcu.com/milli-mucadelede-aydin-cepheleri-kitap-oldu_2277674.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 16 Mar 2007 22:39:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>KARANLIĞI YILDIZ YILDIZ DELEN KURŞUN SESLERİ </title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/karanligi-yildiz-yildiz-delen-kursun-sesleri_2168707.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/karanligi-yildiz-yildiz-delen-kursun-sesleri_2168707.html</guid> 
            <description>
&lt;P&gt;&lt;IMG height=292 src=&quot;http://files.myopera.com/Matta/albums/51001/ImpalaLarge.jpg&quot; width=482&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kasabayla şehir arası bir yer. İsterseniz şehir, dilerseniz kasaba deyin. Her iki anlatıma da uygun düştüğünü göreceksiniz. İlkbaharla birlikte, az da olsa, vitrinleri seyreden, kaldırımları çiğneyen &amp;#8220;minili kızlar&amp;#8221; ve &amp;#8220;kotlu delikanlılar&amp;#8221; ortalıkta kol gezmeye başlar. Hemen her mevsim, herhangi bir caddenin tam ortasında, trafik düzenini altüst eden sığır veya davar sürülerine de rastlarsınız. Her sokağa dökülmüş tavuklar, ördekler... Çöp artıklarının olduğu yerlerde deşinir, karınları doyunca bir köşede pineklerler. Kalabalık saatlerde gıdaklayan, viyaklayan sesler yüzünden korkuya kapılır, sokaklardan telâşla geçersiniz. Eski kahvelerde yine, dama, tavla, domino bulunur. Fakat sözüm ona kıraathanelere langırt&amp;#8217;lar, okey&amp;#8217;ler, bilardo&amp;#8217;lar girmiştir.&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Şehrin bir yarısı, hemen arkasında uzanan, ucu bucağı olmayan zeytinliklerle kaplı sıra sıra dağlara sırt verirken, diğer yarısı bereketli toprakların karnına saplanan bir hançer gibi, güzelim ovaya doğru yayıldıkça yayılır. Kurak geçen yaz günlerinde, daha çok temmuz ortalarında, şehrin dağlık kesimi, susuzluktan kıvranır. Sellerin felâket hâlini aldığı günlerde ise, hançer suya gömülür. O zaman, sal artığı, derme çatma bir sırığın yedeğinde çalışan kayıklar, caddelerde dolaşmaya başlar. Her kayık, taşıdığı yükün ağırlığı altında alabora olacak gibi görülür. Fakat, sırığına kuvvetle hükmedebilen kayıkçı, kişilere ve eşyalara hiçbir zarar vermeden, karşı yamacın su çıkmayan bir yerine ulaşır, yükünü boşaltır. Aşağıdan yukarıya, geçici konuklar gelir. Yukarıdakiler, yeni gelenleri bağırlarına basar, onlara ikramda bulunurlar. Acı soğan, kuru yavan, neleri varsa paylaşırlar. Sofralar şenlenir, karşılıklı olarak çekilen dertler üzerin.. ( &lt;a href=&quot;http://hasanbildirki.blogcu.com/karanligi-yildiz-yildiz-delen-kursun-sesleri_2168707.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 05 Mar 2007 07:51:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>AYDINLI VİSALî</title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/aydinli-visal_1855715.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/aydinli-visal_1855715.html</guid> 
            <description>
&lt;P class=MsoNormal&gt;Her şeyin başı dil. Dilsiz bir yere varmak, bir noktada tutunabilmek mümkün değil. Kapılandığımız rüzgâra göre anadilimizden bir başkasına yönelmek, başımıza türlü dertler açar. Bu, dün böyleydi. Daha sonraki zamanlarda da aynı şekilde olacak. Bir Nâbi&amp;#8217;yi, bir Nedim&amp;#8217;i bu hataları yüzünden anlayamamanın ıstırabını yaşamıyor muyuz?&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Bu ıstırabı çok kişi, zaman zaman duydu. Kendilerine göre çareler üretti. Onların tek derdi, Türkçe&amp;#8217;ye olan sevgilerini bayraklaştırmaktı. Bunun sancısını çektiler, yaşadılar. Fakat aydınlarımızı aşamadılar.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Başlangıçta sade bir Türkçe ile yazan divan şairlerimiz, giderek İran edebiyatının etkisinde kaldıklarından, &lt;I&gt;&amp;#8220;Osmanlıca&amp;#8221;&lt;/I&gt;ya yöneldiler. Farsça&amp;#8217;nın yanında Arapça da, &lt;I&gt;&amp;#8220;Türkçe&amp;#8217;nin belini kırdı.&amp;#8221;&lt;/I&gt;. İşte bu sıralarda Aydınlı Visalî ortaya çıktı. Divan nazım şekillerini kullanmasına rağmen, Türkçe şiirler yazdı. Halk dilindeki mecazları, deyimleri ve atasözlerini şiirine soktu.&lt;I&gt; &amp;#8220;Türkî-i Basit&amp;#8221;&lt;/I&gt; denilen bir hareketi başlattı. Daha sonraları kendisini, &lt;I&gt;Edirneli Nazmi,.. ( &lt;a href=&quot;http://hasanbildirki.blogcu.com/aydinli-visal_1855715.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 31 Jan 2007 11:35:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ÖYKÜ, &amp;#8220;MÖYKÜ&amp;#8221; MÜ?</title>
            <link>http://hasanbildirki.blogcu.com/oyku-moyku-mu_1832866.html</link>
            <guid>http://hasanbildirki.blogcu.com/oyku-moyku-mu_1832866.html</guid> 
            <description>
  &lt;p&gt;Hangi noktada öyküyü, nasıl tartışacaksın? Neresinden tutup, neler söyleyeceksin? Ve bütün bunları da, sütre gerisinde gizlenmiş &lt;b&gt;&amp;#8220;fincancı katırları&amp;#8221;&lt;/b&gt;nı ürkütmeden, hangi doğrultuda, nasıl çözeceksin? Aslında zor bir konu &lt;b&gt;&amp;#8220;öykü&amp;#8221;&lt;/b&gt;müzü tartışmak. Ama işin içine dalmayanlar için, hiç de öyle değil! Alt tarafı; üç beş satırlık ya da beş altı sayfalık yazı değil mi? Çekiverirsin kuyruğunu, olur biter...&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Ancak, kazın ayağı böyle değil. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Ben, öykücülüğümüzün tarihçesini yapmayacağım gibi, tanımı üzerinde de durmayacağım. Bu hassas noktalar, uzmanlarının işi. Size; yok &lt;b&gt;&amp;#8220;durum&amp;#8221;&lt;/b&gt;du, &lt;b&gt;&amp;#8220;kesit&amp;#8221;&lt;/b&gt;ti, &lt;b&gt;&amp;#8220;olay&amp;#8221;&lt;/b&gt;dı da demeyeceğim. Bütün bunlar, öykü yazarlarımızı o kadar da büyük ölçüde bağlamazlar. Bunlar, işin &lt;b&gt;&amp;#8220;teferruat&amp;#8221;&lt;/b&gt; kısmı. Çünkü ben, Ömer Seyfeddin ya da Sait Faik&amp;#8217;i, Şennur Çoban Parıldar&amp;#8217;ı, sadece ve sadece, yazdıkları öykülerde &lt;b&gt;&amp;#8220;başarı&amp;#8221;&lt;/b&gt;yı yakaladıkları için seviyor, okuyorum. Ve bunlardan hiçbirisine de, &lt;i&gt;&amp;#8220;Niçin roman yazmadıkları?&amp;#8221;&lt;/i&gt; için kızmıyorum.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Bakın; öykü derken, birdenbire romana çıktık. İşte eli kalem tutanlarımızın, aydınlarımızın, okuyanlarımızın ve yayıncılarımızın hataya düştükleri ilk nokta, bu. Roman yazmak! İyi de, öykü ne olacak? Edebiyatımızın çok sesli ve oldukça soluklu bu dalı, &lt;i&gt;&amp;#8220;çıktığı burçlar&amp;#8221;&lt;/i&gt;dan sökülüp atılacak mı? Buna ne ömür, ne de güç yeter. Siz de benim gibi, olanca genişliğiyle gönlünüzü ferah tutun. Zaman, devrinin ustalarını çıkardığı gibi, öyküde de &lt;b&gt;&amp;#8220;çağının sözcüleri&amp;#8221;&lt;/b&gt;ni, öyle ya da böyle de olsa, yaka.. ( &lt;a href=&quot;http://hasanbildirki.blogcu.com/oyku-moyku-mu_1832866.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 28 Jan 2007 22:55:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://hasanbildirki.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>